[Flash 9 is required to listen to audio.]
Hayalle gerçek arası
Bilge Yılmaz
[Flash 9 is required to listen to audio.]
Bilge Yılmaz
Gözlerim daha derin bakıyor gökyüzüne tüm yıldızları şekkilendiriyorum .. Hepsine bir isim adıyorum hepsini birbirine yakınlaştırmaya çalışıyorum ve hepsini çelikten gözlerimin içine hapsediyorum . Buğday tanelerine dokunarak tüm ritimleri ruhumda hissediyorum .. Ebediyete ulaşıyorum .. Bedenim ruhumdan yavaş yavaş çekiliyor bu notalar ellerimi kanatıyor.. Bu notalar tüm beyin kavramlarımı bir birine bağlıyor elimi kolumu bağlıyor .. 2 dakikalık bir huzur için saatlerce müziği ruhuna doldurmak geri kalan , her şeyi yok etmek .. Sokakta yürürkende bu bana oluyor o zamanda ruhuma doluyor .. Duyduğum her ses beynimin içinde bütünleşiyor .. Müzik her zaman içimde onu her zaman hissedebiliyorum .. En yanlız kaldığım zamanlar , en karanlık koridorlarda , en üzgün anlarım ve nicesinde müzik her şeyimde .. Dokunduğum her saydam , somutta .. Baktığım en uzak ,en yakında .. Müzik benim ruhumu göklerin görkemine çıkarıp 2 dakika sonra o gökyüzünden yerin en dibine çakılma duygusunu tattıran tek şey .. Müzik benden saklanır ve artık hissedemezsem işte o zaman en derin hislerimin parçalanarak gözlerimden düşerken benide o deminki mesafeden yerin en dibine gömebilecek tek şey .. O nu artık hissedemessem nefes almıyorumdur ve nefes alamıyorsam ruhum gerçek anlamında göklerin en derinlerindedir .. Bilge Yılmaz..
(Tamamen kurgudur)
Her zamanki gibi odamın bir köşesinde oturuyorum.. Düşünmem gereken çok şey var en büyüklerinden birisi saat takıntım saat şuanda 20:36 ..Işıklar kapalı odamdan içeriye girmekte olan 5 kişi görüyorum .. korkuyorum .. bunlar bana çok benziyor sadece kıyafetleri ve tarzları birbirinden çok uç noktalarda en öndekinde şizofren havası var .. korkuyorum ama hala odamın sol köşesinden seyrediyorum .. içeriye girdiler odamın ortasında sağlı sollu bekliyorlar .. ruhen ve akıl sağlığı olarak zırhımı ve kalkanımı edindim yanlarına gidebilirim artık.. Bu işte bir den çok gariplik var bunlar beni incitiyor bunlar benim beynimi kemiriyor ve canımı acıtıyor ağzım burnum kanıyor bunlar içime doluyor beni yok ediyor .. odamın tam ortasında belkide aylarca komada kalabileceğim bir dalak şuanda iştah la yediğim ve yanıma kalkan,zırh alırken burada eksik bir şeyler olduğunu unuttum.. savunmam var yenik düşmem dedim ama kılıcımı unuttum odamın tam ortasında hareketsiz yatıyorum şuanda saat 20:42 edindiğim her şey benimle birlikte yere serili bir şekilde duruyor . sol tarafa baktım her zaman oturduğum köşeye orada bana çok benzeyen birini görüyorum sanırım bu benim 10-11 yaşlarım gözlerimin içine canımı acıtarak bakıyor bana ‘hey aklını kaçırdın koşup yakalasana’ diyor sanki sağ tarafıma bakıyorum kapı kapalı ama ardında beni bekleyenleri görebiliyorum hissedemesem’de annem ve babamı orada görüyorum.. Ve son bakışlardayım gözlerim artık yoruluyor gözlerimdeki tüm çelik bakışlar kirpiklerimi terk ediyor tavandaki lambayla sonkez göz göze geldiğimde ve gözlerimi kapayışımda .. hayır ölmedim 2 saniye sonra gözlerimi yeniden açtım üzerimdeki deli gömleği kollarımı serbest bırakmıyor hala canım yanıyor sol tarafımda bir hemşire bana ilaç vermeye çalışıyor sağ tarafımda bir çocuk sağa sola sallanırken bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor . bedenim benimle oturuyor ruhum sanki tüm hastanenin içinde duvarlara çarpa çarpa bir çıkış arıyor..
saat kavramını aklımdan çıkarttım sanırım hayatın hiç bir köşesinde bana ait bir köşem olmadığını ilk kez fark ediyorum ..
Dip not : Bu yazı insanların içinden çıkamadığı savaşlara aslında kılıcı olmadan girdiği ve çabalama kavramını tamamen kendinden uzak tutarak kendisiyle zaten yenik olduğu bir savaşa nasıl girip ve sonra nasıl kendine yenik düştüğünü anlatıyor . Asıl amaç bu .. Kılıcınız yanınızdan eksik olmasın dünya var oldukça savaşlar hiç bitmeyecek .. (=
Bilge Yılmaz 19/aralık/2010 - 19:52
Sabah 08:08 de odama ışınların saldırısı perdemin altından sızı verdi.Gözlerimin yanmasıyla sarsılarak uyandım.Bir fincan kahve ile pencerenin önüne geçerken daha önce hiç dikkatimi çekmeyen , karşı apartmandaki kızı gördüm 7-8 yaşlarında balkondan sarkmış etrafı seyrediyor.Kızın fotoğraflarını çekme isteği ile makineme doğru yöneldim , yeniden balkona baktığımda orada ne sandalye vardı nede çocuk , kahvemden bir yudum alarak izlemeye devam ettim .. Tüm bu koşuşturma işe gitmek için sürekli saatlerine bakan insanlar , okula yetişebilme çabasında olup ayakları geri geri giden çocuklar ve bir heyecanla otobüsün gelmesini bekleyen insanlar..Hepsi gözümün önündeki durak’da bekliyorlar .. Kahvemden bir yudum daha alarak kafamı sola çevirdiğimde yeniden aynı kızı gördüm bu kez beni seyrediyordu .. Gülümsedim.. Gözlerimin içine o mesafeden tam anlamıyla bakmaya devam etti , hiç bir tepki vermiyordu .Makineyi kıza doğru yönelttiğimde kızın balkondan aşağıya düşmekte olduğunu gördüm o panikle durak’da’ki bütün insanlarında bir anda yok olduğunu farkettim etrafta kimseler yoktu.. Derin bir nefes .. Saat 08:40 .. Önemsemiyordum bir anda panik’im gitmişti yeni bir panik başlamıştı çektiğim karelerde gördüğüm karşı apartmandaki kız değil ..Bendim , ama bu nasıl olabilirdi’ ki ben ölmüşmüydüm o yerde yatan benmiydim tum bunların cevabını ararken alt kattaki teyzenin kapısını çaldım.. Beni gördüğünde beti benzi atmıştı .. Derin bir nefes .. saat 09:09 kapı hiç açılmamış aslında .. panikle merdivenleri kovalamaya başladım o kadar hızlı iniyordum’ki 182 merdiveni sanki 1 saniyede bitirdim , çok tuhaftı.. Apartmanın altına indiğimde yerde yatan bendim ama kendimi orada görebilmem değil durak da ki insanların buna tepki vermemesi ve hala karşı balkondaki kızın beni seyretmesi tuhaf olandı .. sakin ol . sakin ol . derin bir nefes .. saat 09:40 . Şu anda bu 182 merdiveni kaplumbağa hızı ile çıkıyorum her şeyin başladığı noktaya ulaşabilmek için , ben bir adım atıyorum ruhum bin adım ama hala 43 üncü basamaktayım , odama ulaştım yatağıma baktım , aynaya baktım , bir süre odanın ortasında öylece durdum sanki kalbimde benimle orada durdu gözlerimi kapattım derin bir nefes aldım saat 08:07 perdem den içeriye hala güneş ışınları saldırıyor hala gözlerim yanıyor gözlerimi açtığımda 08:08 elimde bir kahve ile karşıda kızın gülümsemesi ile karşılaştım. Yeni bir güne merhaba ..
Bilge yılmaZ 16/aralık/2010 19:19

Son bi duman tüter ellerimin arasında , bak bu yaktığım son sigara..Evim en üst katta , her basamakta bıraktığım hüznün son yağmuru ..Yükseldikçe yerden , ulaşıyorum bulutlara .. Bu son çığlık .. O sessiz çığlık..
Işık göremez olmuşuz , birazdan bir bomba patlar ve bu son sıcaklık ..Perdeleri açma ! güneş usulca sızılsın odamın dort duvarına , yayılsın..Emin ol herşey kısa bir film hayat ve uğrunda bu son göz kapayışım.. Lakin biraz uzun sürer ruh bedeni bırakırken , kaybolur son gecem. İnsan ölür ve yenisi doğarmış.Ona gerçek gelir’mi bu dünya düşünürüm ..Üşenirim beni dinliyomuş gibi davranıp dinlemeyene laf anlatmaya üşenirim..Hiç bişey yokmuş gibi bu çorbada karıştırılırken kendimimi düşüneyim? Hiç bir şey yok korkma! Bu son güneşi görüşüm.. Bu son nefese sarılışım.. Bu son kez ışıl ışıl aydınlanan şehirde , bilmediğim sokaklarda kayboluşum..
BilgeyılmaZ
Kocaman dünyanın tam ortasında sebepsizce dikilip etrafı seyreden ve tepkisiz kalan tüm savaşların ortasın öylece sadece dikilip yara bere edinen ve sevgiden birisi kovalıycakmış gibi kaçan bi insan çek şu lanet aynayı gözümün önünden son nefes gibi buz tuttu her bi hücrem ! çelikten gözlerimin sadakati bir an ayrılmasın yanımdan.
BilgeyılmaZ
Kanatları kopartılmış bir melek . Omuz’larından aşşaya akan kanlara aldırmadan etrafı seyre dalar melek . üzgün melek . öfkeli melek . ellerinde kanı kurudu , koparttığı kanatları nı hala yanında tutar o melek ..
BilgeyılmaZ
Button Theme